“Annem bugün öldü. Belki de dün, bilmiyorum.”
Romanın bu ilk cümlesi, Meursault’nun ölüm ama özellikle annesinin ölümü karşısındaki duyarsızlığı ve geleneksel ahlaki değerlere bir başkaldır olarak görülür. Ama esasen Camus’nün absürd felsefesinin özünü de yatar burada... Yaşam, onun gözünde “anlamdan yoksun” bir akıştır; ölüm ise bu akışın rastlantısal bir sonucundan ibarettir. Hepsi bu!
Camus’nün 1942’de yayımlanan Yabancı adlı romanı, modern edebiyatın en çarpıcı varoluşçu ve absürt metinlerinden biridir.
18 Ağustos 2025 Pazartesi
YABANCI
ATXAGA'NIN YALNIZ ADAM'I
10 Kasım 2005Gece 01:35
"...mutfağa egemen olan sessizlik yardımcı olmuştu ona; ama yine de asıl neden başka bir yerde yatıyordu: Tehlikenin kendisinde…"
Korku krallığına girenler ve saatleri sayılı olanlar, dünyaya başka bir biçimde bakıyorlardı. Her şeyi kaybetme riski karşısında, bir yolunu bulup hiçbir şeyi kaybetmemek istiyorlardı, en değersiz şeyi bile. Gözlerinin önünde en küçük ayrıntılar dahi olağanüstü ve hatırı sayılır birer kişilik kazanıyordu. Bunu hastalar iyi bilirdi. Ya da sürgüne gitmek zorunda kalanlar... Ya da ölen arkadaşları -Sabina Otaegui, Beraxa… Kropotky de iyi bilirdi bunu… “Kliniğe gitmeden önce yapmak istediğin bir şey var mı?" diye sormuştu ona. Kardeşin yanıtı şu olmuştu: “Şu pencereden dışarı bakmak istiyorum, hepsi bu.”
Yalnızlık ve Hesaplaşma
Bernardo Atxaga’nın Yalnız Adam adlı romanı, adından da anlaşılacağı üzere, bireysel yalnızlığı ve onun getirdiği derin sorgulamaları merkezine alır. Yukarıdaki sahnede olduğu gibi, sıradan nesnelerin –bir poşet kirazın, mutfağın sessizliğinin, bir pencere manzarasının– olağanüstü bir değer kazanması, hem ölümle hem de geçmişle yüzleşen bir insanın ruh halini yansıtır.
16 Ağustos 2025 Cumartesi
CHP’DE SESSİZ DARBE: İÇERİDEN VE DIŞARIDAN KUŞATMA
CHP'nin Yol Ayrımı: 31 Mart Zaferinden 15 Eylül Krizi'ne
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde elde ettiği tarihi başarıyla, Türkiye siyasetinde önemli bir dönüm noktası yarattı ve toplumun büyük bir kesiminde iktidar umudunu yeniden alevlendirdi. Ancak bu zaferin ardından gelen süreç, partiyi hem iç dinamiklerden hem de dış müdahalelerden kaynaklanan karmaşık bir yıpratma operasyonu ile karşı karşıya bıraktı. Yeni ve eski yönetim arasındaki gerilimler, yapısal bir tartışmadan çok, partiyi zayıflatmayı ve iktidar hedefini gölgelemeyi amaçlayan bir boyuta ulaştı. Bu durum, yalnızca parti içi çekişmelerin ötesinde, dışarıdan yönlendirilen sistemli bir plan olduğu algısını güçlendiriyor. Bu operasyonun en kritik aşamalarından biri ise 15 Eylül'de görülecek olan kurultay davası.
SIZI...
"Haykırsam, kim duyardı beni melekler katından?"
O çocukça, anlamsız reddedişler... Orhan Veli’nin "Anlatamıyorum" şiirindeki o çaresiz yakarışa benzemiyor mu hepsi? Gitme sözlerinin baskın ağırlığı... Sana danışmak bile anlamsız geliyor bazen, çünkü bu evrenin hukuku, bir Dostoyevski romanındaki gibi daima karmaşık ve ağır.
Sen gidince hangi huzursuzluk yakana yapıştı, hangi taş oturdu kalbinin orta yerine? Ne zaman mutsuzluğun dipsiz kuyusuna düştün sen? Bense şimdi hepsiyim; kırgın, huzursuz, bir Sabahattin Ali öyküsündeki gibi "içinde bir şey kırılmış" bir ruh.
Tıpkı Kürk Mantolu Madonna’nın Raif’i, tıpkı Anayurt Oteli'nde ölüme kahkahalar atan Zebercet gibi, kendi içimde kaybolmuş, bir sevda uğruna yitip gidiyorum.
10 Ağustos 2025 Pazar
KENDİ SUOMİ'Mİ ARARKEN
Beyaz Zambaklar Ülkesinde
Uzun zamandır kitap raflarında ne zaman görsem dikkatimi çeken bir kitaptı Beyaz Zamnbaklar Ülkesinde...
Çiçeklerle ilgili olduğunu düşündüğümden sanırım... Ama hani bir eşik olur ya bir türlü okumazsınız, eliniz uzanmaz bir kitaba, yazara... Benim de böyle oldu hep.
Kitabı elime aldığımda bir roman okuyacağımı sanmıştım. Oysa birkaç sayfa ilerledikten sonra fark ettim ki bu kitap, bir kurgu değil; bir uyanışın, bir halkın var olma mücadele ve azminin, topyekûn bir aydınlanma çabasının belgesiydi. Grigory Petrov’un Beyaz Zambaklar Ülkesinde adlı bu eseri, beni yalnızca Finlandiya’nın tarihinde bir yolculuğa çıkarmadı; aynı zamanda kendi düşünsel yolculuğumun da bir parçası oldu.
ZENGEZUR ANLAŞMASI: BARIŞ MI STRATEJİK KAFES Mİ!
Zengezur üzerinden Nahçıvan’ı Azerbaycan’a ve oradan Türkiye’ye bağlayacak olan “Trump Nakhchivan Koridoru” (TRIPP), diplomatik bir zafer görüntüsü altında, bölgenin stratejik mimarisini yeniden tasarlayan bir jeopolitik hamle niteliğinde. Akademik analizlerde de sıkça vurgulandığı üzere, koridor projeleri yalnızca ticari değil, askeri ve siyasi kontrol alanları yaratmak için de kullanılır. Bu bağlamda, TRIPP’in işlevi, formunun ötesinde incelenmelidir.
NAZIM HİKMET'İN KAYIP ŞİİRLERİ 2: "UNUTULAN"
Nazım Hikmet'in kayıp ikinci şiiridir "Unutulan" ... Aslında eski baskı kitaplarında bulunan; ancak son yıllarda yapılan bası...

-
Mısra-i Berceste Nedir? Berceste, edebiyatta öz, güzel, latif, ince anlamlı, kolayca hatırlanan, yapısı sağlam dize ya d...
-
Çağının tanıklığını yapmak kuşkusuz bir aydın tutumu olarak ifade edilir. Ama bu tanıklık öyle anlar olur ki yetersiz kalır ve alelâde gerçe...
-
Rus gerçekçiliğinin öncü yazarlarından olan Çehov’u kendinden önceki yazarlardan ayıran en önemli etkenlerden biri, hayata geniş bir penc...