Zengezur üzerinden Nahçıvan’ı Azerbaycan’a ve oradan Türkiye’ye bağlayacak olan “Trump Nakhchivan Koridoru” (TRIPP), diplomatik bir zafer görüntüsü altında, bölgenin stratejik mimarisini yeniden tasarlayan bir jeopolitik hamle niteliğinde. Akademik analizlerde de sıkça vurgulandığı üzere, koridor projeleri yalnızca ticari değil, askeri ve siyasi kontrol alanları yaratmak için de kullanılır. Bu bağlamda, TRIPP’in işlevi, formunun ötesinde incelenmelidir.
ABD’nin Kafkasya’daki Uzun Vadeli Stratejisi
ABD, Soğuk Savaş sonrası dönemde Güney Kafkasya’yı Rusya’nın etki alanından uzaklaştırma çabalarını kesintisiz sürdürdü. Washington, 1990’lardan itibaren enerji koridorları, demokratikleşme projeleri ve askeri işbirlikleri yoluyla bölgeye nüfuz etmeye çalıştı. Ancak bugüne dek Moskova’nın askeri ve siyasi varlığı, bu nüfuzun tam anlamıyla yerleşmesini engelledi.
TRIPP ile birlikte, ABD hem Ermenistan hem de Azerbaycan üzerinde diplomatik ve ekonomik bağlarını güçlendirecek yeni bir lojistik arter elde etti. Koridorun statüsüne ilişkin muğlaklık —egemenlik devri mi yoksa geçiş hakkı mı olduğu netleşmeyen bir yapı— ileride Washington’a esnek müdahale yetkisi tanıyabilecek bir “hukuki mayın” işlevi görüyor. Bu, uluslararası anlaşmalarda sıkça görülen “açık uçlu maddeler” stratejisinin tipik bir yansımasıdır.
Rusya: Masadan Kovulan Eski Hakem
Rusya, Karabağ çatışmasının geleneksel hakemi ve güvenlik garantörü olarak Minsk Grubu’nun üç eş başkanından biriydi. Anlaşma metninde AGİT Minsk Grubu’nun feshedilmesi çağrısının yer alması, Moskova’nın resmi müzakere sürecinden çıkarılması anlamına geliyor.
Akademik çevrelerde bu durum, “kontrollü gerilimin ortadan kaldırılması” olarak değerlendiriliyor. Minsk Grubu her ne kadar son yıllarda işlevsizleşmiş olsa da, varlığı bölgedeki güç dengesini koruyan bir basınç supabı işlevi görüyordu. Şimdi bu supap söküldü ve alanın, ABD liderliğinde yeniden dizayn edilmesi hedefleniyor.
Moskova, bu tür durumlarda genellikle doğrudan diplomasi yerine vekalet aktörler, enerji politikaları ve hibrit savaş yöntemleri ile geri dönmeyi tercih ediyor. Bu nedenle, Rusya’nın tamamen çekildiğini varsaymak stratejik bir yanılgı olacaktır.
Çin: İpek Yolu’nun Batı Kapısında Yeni Bir Engelleyici
Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) kapsamında planlanan Orta Koridor rotası, Orta Asya’dan Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanıyor. Zengezur hattı, bu ağın kritik bağlantı noktalarından biri. ABD’nin TRIPP üzerindeki kontrolü, Pekin açısından stratejik bir risk unsuru.
Çinli araştırma merkezleri, koridorun ABD etkisine girmesinin lojistik maliyetleri artırabileceğini ve güzergah güvenliği konusunda belirsizlik yaratabileceğini öngörüyor. Pekin’in kısa vadede sert bir tepki göstermesi beklenmese de, uzun vadede alternatif rotaların ve liman projelerinin hızlandırılması olasıdır.
Türkiye: Fırsat ile Tuzak Arasında
Ankara için TRIPP, ilk bakışta Türk Dünyası ile kesintisiz kara bağlantısı sağlayan tarihi bir fırsat olarak görülüyor. Ancak kontrolün Washington’da olması, bu bağlantının stratejik bağımsızlık yerine “izinli geçiş” mantığına dönüşme riskini barındırıyor.
Koridor boyunca ABD’ye tanınan “gözlem noktaları” ve “teknik üs” kurma yetkisi, askeri anlamda doğrudan bir Amerikan varlığı yaratma ihtimalini güçlendiriyor. Bu da Türkiye’nin doğu sınırında yeni bir “Amerikan komşuluğu” anlamına gelebilir. Suriye’nin kuzeyinde vekalet güçleriyle karşı karşıya kalan Ankara, bu kez Kafkasya’da bizzat ABD ile aynı sahada denge politikası yürütmek zorunda kalabilir.
İran: Güneyden Hissedilen Baskı
Koridorun Ermenistan-İran sınırına dayanması, Tahran açısından doğrudan bir güvenlik tehdidi algısı oluşturdu. İran yönetimi, bu hattın ileride İran’a yönelik askeri ve ekonomik baskı operasyonları için lojistik arter olarak kullanılabileceğini dile getiriyor. Tahran’dan gelen sert açıklamalar, gelecekte bu projenin İran’la gerilim hattına dönüşebileceğini gösteriyor.
Sonuç: Barışın Ambalajında Yeni Bir Güç Haritası
Zengezur Anlaşması, bölgeye kısa vadede çatışmasızlık getirme potansiyeline sahip olsa da, uzun vadeli etkileri daha çok güç dengelerinin yeniden kurulması ile ilgili.
ABD, bu hamleyle hem Rusya’nın geleneksel nüfuz alanına nüfuz etti, hem Çin’in ticari koridorlarına stratejik bir “kontrol kapısı” ekledi, hem de Türkiye’nin bölgesel hareket alanını kısmen Washington’un inisiyatifine bağladı.
Uluslararası ilişkiler teorisinde bu tür adımlar, “hegemonya inşası” ve “stratejik kuşatma” politikalarının tipik örnekleri olarak değerlendirilir. Dolayısıyla, TRIPP yalnızca bir ulaşım yolu değil; Kafkasya’nın gelecekteki jeopolitik mimarisinin merkezinde yer alacak çok boyutlu bir güç aracıdır.