Kayıtlar

Marx etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

EPSTEİN VAKASI VE KAPİTALİST AHLAK(SIZLIK)

Resim
Küresel ölçekte açığa çıkan “elit” suç ağlarının, kapitalist-emperyalist üretim ilişkileri içinde nasıl korunduğunu; cezasızlığın hangi siyasal ve ideolojik mekanizmalarla yeniden üretildiğine dair her gün sayısız örnekle karşılaşıyoruz.  Günümüz dünyasında savaş, şiddet, yoksulluk, çocuk emeği ve cinsel sömürü olguları artan bir süreklilik göstermektedir. Kuşkusuz bu süreklilik, tekil “ahlaki çöküşler” ile açıklanamaz. Aksine, kapitalist üretim ilişkilerinin derinleşmesiyle birlikte suçun sınıfsal olarak ayrıştığı, cezanın ise siyasal ve ekonomik güce göre dağıtıldığı bir yapı oluşmuştur. Küresel elit ağların ortalığa saçılan ve görünür hale gelen alçağın alçağı suçları, sorunun merkezinde kişilerden ziyade “ilişkiler” olduğunu göstermiştir. Bu ilişkiler; sermaye, siyaset, hukuk ve ideoloji arasında kurulan koruyucu bir kalkan işlevi görmektedir.

TİYATRO SAHNESİNİN SİNEMAYA DÖNÜŞÜMÜ

Resim
Lars von Trier'nin yazıp yönettiği Dogville adlı film, 2003 yılında avangard bir dram filmi olarak seyircilerin karşısına çıkan dram türünde filmdir. Minimalist bir sinema akımının etkisiyle ortaya konan yapımda bu anlayışın aksine sinema dünyasının yakından bildiği Nicole Kidman, Lauren Bacall, Chloë Sevigny, Paul Bettany, Stellan Skarsgård, Udo Kier, Ben Gazzara ve James Caan gibi isimler öne çıkar… Bana göre film genel olarak insan doğası ile iktidar – güç ilişkilerini sorgulamak üzere kurgulanmıştır. Bir yandan da Trier'in “Fırsatlar ülkesi Ameraka” imajını yıkma gibi bir derdi var gibidir. Zaten güçlülerin zayıfarı ezdiği, mafyatik ilişkilerin toplumun tüm kesimlerini etkisi altına aldığı hatta polis teşkilatı ve bürokraside de mafyatik ilişkilerin olağanlaştığı bir tablo vardır karşımızda. Dolayısıyla şaşalı Amerikan heyulası tuzla buz olur filmde! Bu anlamda filmin, “ABD – Fırsatlar Ülkesi Üçlemesi" olarak adlandırılan serisinin de ilk filmi olması da rastlantısal d...