Kayıtlar

Şiir etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

GECEYE SİTEM

Resim
Bazı geceler vardır, insanın kendi içine çöktüğü, iç sesinin odadaki tüm gürültülerden daha baskın olduğu… O gecelerde kelimeler sığınak olur; ruhun, kendine bile itiraf edemediği yerleri açar. Bu sözler de biraz böyle doğdu: geçmişin gölgeleri, bugünle didişmeler, yarının sisli ihtimalleri… Ve bütün bunların ortasında,    tozlu sayfalarını bilmem kaçıncı defa araladığım Baudelaire ’in karanlığıyla iç karanlığımın birbirine karışarak yeni bir yankı yaratması... Günlerin Anısı “Ve bitlerini besleyen dilenciler gibi, Besleriz biz de sevimli azaplarımızı… …Ki ardındaki zifiri karanlığa karşın Aynadadır tüm güzellikleri, gözlere akseden.” ( Baudelaire, Kötülük Çiçekleri )

Ömür Hanımla Güz Konuşmaları

Resim
  …Ve güz geldi Ömür hanım. Dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde. Yağmur ha yağdı ha yağacak. İncecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin.   Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı… ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı, yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir engebeler atlası. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır Ömür hanım? Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize?

DİRENİŞİN RUHU: FİLİSTİN ŞİİRİ*

Resim
Filistin... Kenanlılara vaat edilen topraklar... Üç dinin kutsal kenti. Kanın çığlık attığı coğrafya... Her dince yasaklanmış olduğu halde öldürmenin “rutin” ve “doğal” olduğu kanlı topraklar. Emperyalist hegamonyanın en dolaysız ve perdelenmeye bile hacet duyulmayan kanlı yüzünün sureti... Şiirin gelişimi çoğunlukla insanın ve toplumların tarihi ve evrimiyle beraber ele alınmıştır. Zira şiir de yaşamdan fışkırır ve hayatın en has seslerinden, eylemlerinden, devinişlerinden beslenir. Şiir, kimi zaman söz ve büyü arasında bir yerde kimi zaman da doğrudan hayatın söze yansıması olagelmiştir. Nasıl ki “büyü”, gerçek tekniğin eksikliklerini tamamlayan aldatıcı bir teknik olarak ele alınır, şiir de gerçek hayatın eksik parçalarını ağırlıklı olarak duygulara seslenerek ifade eder. Bunu yaparken realiteye ters düştüğü de olur. Tıpkı kaçınılmaz bir ölümle pençeleşen şairin, denizin ortasında, gözlerini göğe dikip; “Parlak yıldız, ben de senin gibi değişmez olsam” (Keats) diyerek şiirin büy...

ÖYKÜ VE ŞİİR ARASINDAKİ FARKLAR

Resim
Öykü, Şiir ve Oyun Metni Arasındaki Farklılıklar Sanatın gelişimi zaman içerisinde yeni türlerin ve ifade şekillerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. En eski kaynaklara gidildiğinde dahi yazınsal türler ve kaynaklara dair kesin kanılara varmak mümkün olmuyor. Edebi türlerin gelişimi çoklukla birbirine içkin ya da birbiriyle ilişki içinde gerçekleşmiştir. Zaman içerisinde bir türün içinden yeni türlerin doğduğunu görmekteyiz. Günümüzde her bir yazınsal türün kendine has özellikleri bulunsa da her bir türün bir diğeriyle şu ya da bu bakımdan ilişkili olduğunu söylemek abartılı olmaz.

DİVAN ŞAİRLERİ

Resim
13. YÜZYIL HOCA DEHHANİ 13. yüzyıl ile 14. yüzyıl arasında yaşadığı kabul edilen Hoca Dehhani'nin yaşamına ilişkin kesin bilgiler bulunmamaktadır. İsmnin sözcük anlamı nakışçı olan Dehhani’nin bu lakabı da nasıl aldığı bilinmemektedir. Kendisine dair tek belgesel bilgi, bilinen tek kasidesidir. Bu kasidede Horasan'dan Anadolu'ya geldiği ve yine oraya dönmek istediğini ifade eden bir beyit vardır. Yüz urup tapuna geldi icâzet ver ana şâhâ Ki yine devletinde ben görem mülk-i Horâsânî ( Çevirisi: Ey şah, yüz sürerek huzuruna geldi(m), ona (bana) icazet (izin) ver saltanatın döneminde Horasan memleketini yine göreyim.)