Kayıtlar

Felsefe etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

KÜLTÜREL KUŞATMA: "EDEBİYATLA AHMAKLAŞTIRMA FELSEFEYLE ÇÖKERTME" (*)

Resim
Eleştiri dünyasına adım atacaklar açısından Türkiye’de güçlü bir eleştiri geleneğinden bahsetmek güç. Bazı simge isimleri saymazsak, geçmişten günümüze bu damarın yetersiz olduğu ve bu durumun da edebiyatın gelişmesinde önemli bir handikap oluşturduğu rahatça söylenebilir. Edebiyattaki bu yoksunluk, kuşkusuz, sadece yazarlar açısından değil, okurlar açısından da büyük bir eksikliktir.  Hal böyleyken, Taylan Kara’nın beş ciltlik külliyatı olan "Edebiyatla Ahmaklaştırma Felsefeyle Çökertme" yapıtı, bu alanı radikal bir biçimde doldurmaya aday bir çalışma olarak dikkat çekmektedir. Yapıtta edebiyat ve felsefe dünyasına dönük eleştirel analizlere yer veren Kara, “ahmaklaştırma” ve “çökertme” olarak ifade ettiği durumun teorik yapısını kurar. 

FEODAL SİSTEMDE AVRUPA'NIN SINIFLI TOPLUM YAPISI

Resim
Ortaçağ, Roma İmparatorluğu’nun çöküşüyle başlayan ve genellikle İstanbul’un fethine kadar[1] olan süreci tarif etmek için kullanılan, yaklaşık bin yıllık bir süreci kapsayan zaman dilimidir. Ortaçağ’a özelliğini veren, İlk Çağ’dan farklı siyasi, sosyal ve ekonomik düzene ve bu düzenin ifadesi olan değerler sistemine ise feodalite (derebeylik) denmektedir. Bu sistemin değerler sisteminin mutlak belirleyicisi Hıristiyanlık ve bunun kurumsal kimliğinin taşıyıcısı olan kilisedir. “Klasik feodalitenin -bütün çizgileriyle- ortaya çıkışı, Fransa'da Karolenj İm­paratorluğu'nun batışından (10. yüzyıl), İngiltere'de ise Norman istilasından (11. yüzyıl) sonraya rastlar.”[2] Tam anlamıyla siyasal, hukuksal, ekonomik ve sosyal bir sistem olan feodal düzenin en ayırt edici yanlarından biri "devlet birliği"nin olmayışıdır. Bu dönemde Avrupa’da egemen siyasal örgütlenme modeli beylikler ya da derebeyliklerdir. Böyle olunca da halk doğrudan doğruya devletin değil, toprak sah...