Tümülüs oyunu, mitolojik anlatı ile tarihsel belleği, bireysel tanıklık ile kolektif hafızayı dramatik zeminde buluşturan bir metin olarak öne çıkıyor. İddiasını salt estetik bir dil kurmakla sınırlamayan bu oyun, bugün iyice flulaşan hakikat, adalet ve iktidar kavramlarını sahnenin merkezine yerleştiriyor. Oyun, Frigya kültür ögelerinden çıkış alarak Anadolu’nun binlerce yıllık kadim kültürel ve siyasal hafızasını çağdaş bir bakışla ve etik sorgulamayla yeniden kurmaya girişmiştir.
Derler ki duvarların bile hafızası vardır... En zor anlarda, tırnakla, kanla kazınmış hikayeler taşın içine işler. Çünkü taş, insan sesini unutmaz. Hele bu ses bastırılmak, yok edilmek istenmişse; çatlaklardan sızıp mayala-nır ve gün ışığına çıkacağı anı bekler. Ankara kışını bilen bilir... 1952 yılının Kasım ayı da insanın içine işleyen o keskin soğuklardan biridir.