Kayıtlar

FEODAL SİSTEMDE AVRUPA'NIN SINIFLI TOPLUM YAPISI

Resim
Ortaçağ, Roma İmparatorluğu’nun çöküşüyle başlayan ve genellikle İstanbul’un fethine kadar[1] olan süreci tarif etmek için kullanılan, yaklaşık bin yıllık bir süreci kapsayan zaman dilimidir. Ortaçağ’a özelliğini veren, İlk Çağ’dan farklı siyasi, sosyal ve ekonomik düzene ve bu düzenin ifadesi olan değerler sistemine ise feodalite (derebeylik) denmektedir. Bu sistemin değerler sisteminin mutlak belirleyicisi Hıristiyanlık ve bunun kurumsal kimliğinin taşıyıcısı olan kilisedir. “Klasik feodalitenin -bütün çizgileriyle- ortaya çıkışı, Fransa'da Karolenj İm­paratorluğu'nun batışından (10. yüzyıl), İngiltere'de ise Norman istilasından (11. yüzyıl) sonraya rastlar.”[2] Tam anlamıyla siyasal, hukuksal, ekonomik ve sosyal bir sistem olan feodal düzenin en ayırt edici yanlarından biri "devlet birliği"nin olmayışıdır. Bu dönemde Avrupa’da egemen siyasal örgütlenme modeli beylikler ya da derebeyliklerdir. Böyle olunca da halk doğrudan doğruya devletin değil, toprak sah...

ÖYKÜ VE ŞİİR ARASINDAKİ FARKLAR

Resim
Öykü, Şiir ve Oyun Metni Arasındaki Farklılıklar Sanatın gelişimi zaman içerisinde yeni türlerin ve ifade şekillerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. En eski kaynaklara gidildiğinde dahi yazınsal türler ve kaynaklara dair kesin kanılara varmak mümkün olmuyor. Edebi türlerin gelişimi çoklukla birbirine içkin ya da birbiriyle ilişki içinde gerçekleşmiştir. Zaman içerisinde bir türün içinden yeni türlerin doğduğunu görmekteyiz. Günümüzde her bir yazınsal türün kendine has özellikleri bulunsa da her bir türün bir diğeriyle şu ya da bu bakımdan ilişkili olduğunu söylemek abartılı olmaz.

PERSPEKTİF NEDİR?

Resim
Perspektif, doğadaki iki boyutlu ya da üç boyutlu cisimlerin bizden uzaklaştıkça küçülmüş ve renklerinin solmuş gibi görünmesine  perspektif  denir.  Daha detaylı bir tanım yapmamız gerekirse; bir nesnenin bir bakışta üç yüzünü birden görmeye ya da üç boyutlu hacimsel bir nesneyi bir düzlem üzerinde çeşitli çizgisel anlatım yolları ile oluşturulan resimleme yöntemine  perspektif  denir. Başka bir deyişle perspektif, üç boyutlu cisimleri iki boyutlu bir düzlem üzerinde göstermek için kullanılan bir araçtır. Derinliğin, bütünlüğün, devamlılığın, renk, biçim ve çizgilerle ya da fotoğraf makinesi aracılığıyla bilimsel olarak elde edilmesinde izlenilen yöntemlere “PERSPEKTİF” denir (Anonim 2007a). Kural:  Yakın olan cisimler uzaktakinden daha büyük ve ayrıntılı gözükürler. Perspektif nesnelerin göze olan uzaklığına ve yakınlığına, göz hizasından aşağıda ve yukarıda oluşuna göre çizgi, yüzey, renk değişikliklerini kolayca çizmeye ve ifade etmeye yarayan ölçü...

DİVAN EDEBİYATINDA HİCİV (ELEŞTİRİ / TAŞLAMA)

Resim
HİCİV KELİMESİNİN ANLAMI Bir kişinin ya da toplumun eksiklerini, ayıp veya kusurlarını ortaya koymak, eleştirmek anlamındadır. Kelime Arapça kökenlidir. Karşılıklı hiciv söylemeye mühâcât, tehâcî, bir şiir parçasında hiciv özelliği bulmaya ihcâ denmektedir. Divan şiirinde eleştirel içerikli şiirler hiciv /hicviye, hiciv yazanlara da hecâ-gû veya heccâv denilmiştir. Bu şiir türünün halk edebiyatındaki karşılığı taşlama, çağdaş Türk edebiyatında ise yergidir. Batı dillerinde “satir” ya da “satire” sözcüğüne denk gelir hiciv. Köken olarak Arapçadan dilimize giren bu sözcüğün İslam Ansiklopedisi’nde “Hecv” veya “hicâ” kökünden türediği söylenirken Zülküf Kılıç ve Hikmet Feridun Güven’e göre hiciv, köpekleri ürkütüp kaçırmak anlamına gelen “hec” kelimesinden türemiştir.

Mısra-i Berceste örnekleri ve Divan Şiirinden Şeçmeler

Resim
Mısra-i Berceste Nedir? Berceste, edebiyatta öz, güzel, latif, ince anlamlı, kolayca hatırlanan, yapısı sağlam dize ya da beyittir. Genel anlamda bir şiirdeki en güzel dize ya da beyit de denebilir. Divan edebiyatında tek mısradan oluşan, anlam ve ses bakımından bir bütünlük gösteren dizelerdir "Mısra-i Berceste"ler. Tek mısra biçiminde olur. Anlam ve ses bir mısra içinde tamamlanır. Öyle etkili ve özlüdür ki zihinlerde kalıcı olma özelliği vardır. Bazı şiirlerin bir parçası olduğu halde çok sevilerek halkın zihninde yer eden bölümlere de mısra-i berceste denilmiştir. Beyit halindeki (iki mısralık) bercestelere ise berceste-i beyit denir. Öncelikle beyit örneklerine bakalım: 1. Benem aşık ki rüsvalıkta tutdı şöhretim şehri     Yazanlar kıssa-ı mecnun'u hep yabane yazmışlar. (Nefi) Anlamı: Gerçek aşık benim ki bu konudaki şöhretim tüm şehirce bilinmektedir. Mecnun (Leyla ile Mecnun) hikayesini yazınlar hep boşuna yazmışlar.

İSTİKLAL MARŞI'NIN NAZIM ÖZELLİKLERİ VE AÇIK SÖZ GAZETESİ

Resim
Mehmet Akif Ersoy'a ait olan bu şiir 12 Mart 1921 tarihinde TBMM tarafından ulusal marş olarak kabul edildi. 1930 yılından itibaren Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör'ün bestesi ile çalınmaya başlandı. İstiklal Marşı'nın ilk olarak "Açık Söz" gazetesinde yayımlanır. Gazete "padişaha isyan eden gazete" olarak tarihe geçecektir. İstiklal Marşı, dönemin ruhunu yansıttığı kadar geleneksel Türk şiiri açısından da oldukça zengin bir sanatsal içeriğe sahiptir. Daha çok bir sesleniş niteliğinde değerlendirilebilecek bu metnin içerdiği söz sanatları, şiirin biçimsel özellikleri aşağıya alınmıştır.

DİVAN ŞAİRLERİ

Resim
13. YÜZYIL HOCA DEHHANİ 13. yüzyıl ile 14. yüzyıl arasında yaşadığı kabul edilen Hoca Dehhani'nin yaşamına ilişkin kesin bilgiler bulunmamaktadır. İsmnin sözcük anlamı nakışçı olan Dehhani’nin bu lakabı da nasıl aldığı bilinmemektedir. Kendisine dair tek belgesel bilgi, bilinen tek kasidesidir. Bu kasidede Horasan'dan Anadolu'ya geldiği ve yine oraya dönmek istediğini ifade eden bir beyit vardır. Yüz urup tapuna geldi icâzet ver ana şâhâ Ki yine devletinde ben görem mülk-i Horâsânî ( Çevirisi: Ey şah, yüz sürerek huzuruna geldi(m), ona (bana) icazet (izin) ver saltanatın döneminde Horasan memleketini yine göreyim.)