Kayıtlar

MEŞRUTİYET DÖNEMİ TÜRK TİYATROSU

Resim
Köklü bir sahne geleneğine sahip olan Osmanlı aydınlarının bilhassa Batılı tiyatro anlayışını kavraması ve yaygın bir şekilde hızla geliştirmeye başlamaları bu gelenekten kaynaklanmıştır diyebiliriz. Başka bir deyişle geleneksel tiyatronun da yardımıyla Batılı tiyatro anlayışı hem bu sanatın üreticileri hem de seyircisi tarafında kısa bir sürede kabul görmüş ve içselleştirilmiştir.

OSMANLI DÖNEMİ TÜRK TİYATROSU: TAHSİN NAHİT ÖRNEĞİ

Resim
Türk edebiyatında özellikle Fecr-i Atî topluluğu ile anılan Tahsin Nahit, 1887 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Gülhane Askerî Rüştiyesi matematik öğretmenlerinden Yarbay Âsaf Bey'in oğlu olan Nahid’in annesi Kafkasyalı bir Çerkezdir. Tahsin Nahit, eğitimini Soğuk Çeşme Askerî Rüştiyesi, Galatasaray Sultanîsi ve Hukuk Mektebi gibi okullarda sürdürmüştür. Ancak Galatasaray Sultanîsi ve Hukuk Mektebi’ni tamamlayamadan bu okullardan ayrılmıştır. “Nahit, Galatasaray Spor kulübü kurucularından ve ilk futbol takımında oynayanlardan olup Galatasaray Sultanisi ve Hukuk Mektebinde eğitim görmüş ve daha sonra edebiyata yönelmiştir.” [1]

FECRİ ATİ TOPLULUĞU (1909 – 1912)

Resim
23 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet’in ilan edilmesi Osmanlı kültür ve sanat yaşamında büyük değişimler yaratmıştır. Özellikle Abdülhamit dönemiyle özdeşleşen sansürün göreceli olarak ortadan kalkması ülke tarihinde görülmemiş bir basın ve sanat dalgası yaratır. Bu tarihten sonraki birkaç yıl içinde çoğu kısa ömürlü olsa da yayın hayatında görülen dergi ve gazetelerin sayısı 200’ü aşmıştır. “Anarşi derecesine varan bir yazı hürriyeti edebî eserlerde de kendini gösterir. Önemli ortak vasıfları II. Abdülhamid’in şahsını, devrini, rejimini kötülemek ve ona hakaret etmek olan, çoğu asgarî sanat ve edebiyat zevkinden mahrum bir yığın şiir, tiyatro, roman ve hikâye bu dönemin edebî mahsullerini teşkil eder.” [1]

MONİKA ERTL: CHE GUEVARA'NIN İNTİKAMCISI

Resim
Monika Ertl'in Hikâyesi Monika Ertl, tarihin belki de en ilginç ve dramatik figürlerinden biri. 1960'lı yılların devrimci rüzgarında adı çok duyulmuş olsa da zamanla tarihin tozlu sayfaları arasında kaldı. Böyle cüretkar bir devrimciyi anmak bu anlamda benim için bir borç aynı zamanda... 7 Şubat 1937’de Almanya'nın Münih kentinde doğan Ertl, II. Dünya Savaşı sonrasında Nazi Almanyası'ndan kaçan babası Hans Ertl ile birlikte Bolivya'ya göç etti. Hans Ertl, ünlü Nazi yönetmeni Leni Riefenstahl ile çalışmış bir kameramandı ve Nazi Almanyası’na hizmet eden kişilerden biriydi. Ertl ailesinin yakın dostları arasında, "Lyon Kasabı" olarak tanınan Gestapo subayı Klaus Barbie gibi Nazi savaş suçluları da yer alıyordu.

TÜRKİYE'DE ŞİDDETİN KAYNAKLARI

Resim
Ülkemizde şiddet vakalarında gözle görülür bir artış yaşanıyor. Kadın cinayetleri başta olmak üzere, çocuklara yönelik türlü şiddet vakalarına, muhalefete dönük sindirme ve bastırma vakaları da eklendiğinde şiddet vakalarındaki artışın doğrudan siyasal erkin bu konuda gösterdiği iradeden bağımsız düşünülemeyeceği değerlendirilmektedir. Özellikle toplumsal eylem ve protestolara dönük ölçüsüz devlet şiddetinin boyutları giderek artıyor. Bunun en önemli gerekçelerinden biri ise “cezasızlık halinin” ve şiddet uygulayanlara dönük yaptırımların yetersizliği olarak görülmeli.

EKONOMİDE DEĞERLİ YALNIZLIK: AKP'NİN BORÇ SARMALI VE EKONOMİDEKİ KARA DELİKLER

Resim
AKP’nin iktidara geldiği yıllar dünya ölçeğinde yüksek miktarda likidite olan yıllardır. AB ve ABD merkez bankalarının izlediği düşük ya da sabit faiz politikaları nazara alındığında sıcak paranın gelişmekte olan ülkelere doğru kayması, söz konusu ülkelere önemli bir likidite imkanı sunmuştur. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından 2012 yılına kadarki süreçte belli makroekonomik göstergedeki olumlu havanın bu konjonktürden okunması yerinde olacaktır. Hülasa enflasyonda dalgalı da olsa yaşanan düşme eğilimi, faizde 2006-2008 dönemi hariç 2012 yılına kadar devam eden düşüş eğilimi ve bütçe dengesi gibi noktalarda olumlu bir havanın oluşmasında etkili olmuştur. Ancak büyüme noktasında olumlu bir hava öne çıkarıldığı halde işsizlik ve cari dengede kronikleşen başarısızlığın bu dönemde de sürdüğü görülmektedir.

JAMES MCTEİGUE SİNEMASI VE BAZI FİLMLERİ ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER

Resim
Dünya sinema tarihini etkileyen filmler içinde belki de son yıllarda kendinden en çok bahsettiren filmlerden biri olan Matrix’in yönetmen yardımcı koltuğunda oturan J. Macteigue, çok sayıda dikkat çeken film ve diziye imza atmıştır. Yakın zamanda gösterime giren Matrix’in devam filminin yönetim kadrosunda yer almasa da ilk film ile son Matrix arasında dikkat çeken bir anlatı ve hikâye farkı da açıkça görünüyor. Kuşkusuz senaryonun sınırlılıkları da bunda etkili olabileceği gibi, yönetmenliğin filmde belirleyici rol oynadığını düşünenlerdenim. Kadrosu, senaryosu ne kadar mükemmel olsa da her yönüyle donanımlı bir yönetmen elinden çıkmayan yapımların bu anlamda çok da şanslı olamadığı kanaatindeyim. Bu çalışmamda dünya sinema tarihinde özellikle son 20 yılda oldukça ses getiren filmlere imza attığını düşündüğüm Macteigue’nin üç yapımına yer vermeye çalışacağım. Çalışmada yönetmenin anlatım dili ve konu seçimine odaklanırken, özellikle filmlerindeki benzer ve farklılaşan yanları da beli...