Kayıtlar

12 HAZİRAN DÜNYA ÇOCUK İŞÇİLİĞİYLE MÜCADELE GÜNÜ

Resim
Çocuk ve işçilik kavramlarının yan yana gelmesi dahi günümüzde yaşadığımız vahşi kapitalizm koşullarının sadece bir özeti gibi...  Kuralsız, esnek, örgütsüz, çalışma biçimleri, daha fazla kar hırsıyla ortaya çıkan eşitsizlikler ve haksızlıklar arasında çocukların karşı karşıya kaldıkları sömürü en katlanılamaz ve tahammül edilemez olanı. Oyun oynama çağındaki çocukların, ağır çalışma koşulları altında çalışmaları, emek sömürüsünün en vahşi biçimine maruz bırakılmaları kapitalizmin dünyayı nasıl yaşanmaz bir cehenneme çevirdiğini göstermiyor mu?  Çocuk emeği kullanımının doğrudan yasaklanması ve buna ilişkin sonuç alıcı düzenlemeler getirilmesi, bunlarla mücadelenin etkin yürütülmesi bugün de yakıcı bir sorumluluk olarak devrimcilerin, demokratların ve sosyalistlerin önünde durmaktadır.  

BOŞLUK

Resim
İçimde derin bir boşluk var... Kaybettiklerimi düşünüyorum... Yıllardır sahip olduğum ya da sahip olmaya çalıştığım hiçbir şey içimdeki boşluğu kapatmadı. Mutlu olduğumu, sorunları aştığımı sanıyordum; ama aslında sadece bastırıyordum. Sonra bir şarkı bir şiirde her şey yüzüme çarpıyor... Her şey... Neden insanlar bu kadar mutsuz olmaya koşullu? Duyuyorum bir şarkıyı, bazen bir dizeyi… İçimde kapanmayan boşluğu duyumsuyorum. Ne kadar yalnız olduğumu, ne kadar anlamsız yaşadığımı... Yaşamak istediğim bu değil... Her gün biraz daha emin oluyorum. Başka bir şey, başka bir yer...

MEŞRUTİYET DÖNEMİ TÜRK TİYATROSU

Resim
Köklü bir sahne geleneğine sahip olan Osmanlı aydınlarının bilhassa Batılı tiyatro anlayışını kavraması ve yaygın bir şekilde hızla geliştirmeye başlamaları bu gelenekten kaynaklanmıştır diyebiliriz. Başka bir deyişle geleneksel tiyatronun da yardımıyla Batılı tiyatro anlayışı hem bu sanatın üreticileri hem de seyircisi tarafında kısa bir sürede kabul görmüş ve içselleştirilmiştir.

OSMANLI DÖNEMİ TÜRK TİYATROSU: TAHSİN NAHİT ÖRNEĞİ

Resim
Türk edebiyatında özellikle Fecr-i Atî topluluğu ile anılan Tahsin Nahit, 1887 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Gülhane Askerî Rüştiyesi matematik öğretmenlerinden Yarbay Âsaf Bey'in oğlu olan Nahid’in annesi Kafkasyalı bir Çerkezdir. Tahsin Nahit, eğitimini Soğuk Çeşme Askerî Rüştiyesi, Galatasaray Sultanîsi ve Hukuk Mektebi gibi okullarda sürdürmüştür. Ancak Galatasaray Sultanîsi ve Hukuk Mektebi’ni tamamlayamadan bu okullardan ayrılmıştır. “Nahit, Galatasaray Spor kulübü kurucularından ve ilk futbol takımında oynayanlardan olup Galatasaray Sultanisi ve Hukuk Mektebinde eğitim görmüş ve daha sonra edebiyata yönelmiştir.” [1]

FECRİ ATİ TOPLULUĞU (1909 – 1912)

Resim
23 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet’in ilan edilmesi Osmanlı kültür ve sanat yaşamında büyük değişimler yaratmıştır. Özellikle Abdülhamit dönemiyle özdeşleşen sansürün göreceli olarak ortadan kalkması ülke tarihinde görülmemiş bir basın ve sanat dalgası yaratır. Bu tarihten sonraki birkaç yıl içinde çoğu kısa ömürlü olsa da yayın hayatında görülen dergi ve gazetelerin sayısı 200’ü aşmıştır. “Anarşi derecesine varan bir yazı hürriyeti edebî eserlerde de kendini gösterir. Önemli ortak vasıfları II. Abdülhamid’in şahsını, devrini, rejimini kötülemek ve ona hakaret etmek olan, çoğu asgarî sanat ve edebiyat zevkinden mahrum bir yığın şiir, tiyatro, roman ve hikâye bu dönemin edebî mahsullerini teşkil eder.” [1]

MONİKA ERTL: CHE GUEVARA'NIN İNTİKAMCISI

Resim
Monika Ertl'in Hikâyesi Monika Ertl, tarihin belki de en ilginç ve dramatik figürlerinden biri. 1960'lı yılların devrimci rüzgarında adı çok duyulmuş olsa da zamanla tarihin tozlu sayfaları arasında kaldı. Böyle cüretkar bir devrimciyi anmak bu anlamda benim için bir borç aynı zamanda... 7 Şubat 1937’de Almanya'nın Münih kentinde doğan Ertl, II. Dünya Savaşı sonrasında Nazi Almanyası'ndan kaçan babası Hans Ertl ile birlikte Bolivya'ya göç etti. Hans Ertl, ünlü Nazi yönetmeni Leni Riefenstahl ile çalışmış bir kameramandı ve Nazi Almanyası’na hizmet eden kişilerden biriydi. Ertl ailesinin yakın dostları arasında, "Lyon Kasabı" olarak tanınan Gestapo subayı Klaus Barbie gibi Nazi savaş suçluları da yer alıyordu.

TÜRKİYE'DE ŞİDDETİN KAYNAKLARI

Resim
Ülkemizde şiddet vakalarında gözle görülür bir artış yaşanıyor. Kadın cinayetleri başta olmak üzere, çocuklara yönelik türlü şiddet vakalarına, muhalefete dönük sindirme ve bastırma vakaları da eklendiğinde şiddet vakalarındaki artışın doğrudan siyasal erkin bu konuda gösterdiği iradeden bağımsız düşünülemeyeceği değerlendirilmektedir. Özellikle toplumsal eylem ve protestolara dönük ölçüsüz devlet şiddetinin boyutları giderek artıyor. Bunun en önemli gerekçelerinden biri ise “cezasızlık halinin” ve şiddet uygulayanlara dönük yaptırımların yetersizliği olarak görülmeli.